1400-1700 dönemlerinde yapılan Osmanlı-İznik Çinileri sanat tarihinde çok özel bir konuma sahiptir.Bu dönem de yapılan çiniler motif desen kompozisyon ve model açısından zengin bir çeşit oluşturmuştur. Hemen hemen bütün eserlerde doğanın en güzel çiçekleri lale,sümbül, papatya, karanfil ve gül gibi motifler tasvir edilmiştir. O dönemde yapılan çinilerin en önemli özelliği bünyesinde kuvars bulundurmasıdır. Kuvars kimyasal yapısı silisyum dioksit olan mineral bir madendir. Aynı zamanda doğada bulunan en sert ve en beyaz taştır. Kuvarsın beyazlığı sıraltı tekniğiyle yapılmış olan çinilerde her zaman bir derinlik oluşturmuştur. Bu sebeple hiç bir seramik çalışmasında görülmeyen bir özellik ortaya çıkmıştır.
2. ve özellikte 17. yüzyıla kadar yapılan osmanlı -İznik çinilerinde borlu sırın uygulanmasıdır. Bu uygulama insanların gündelik yaşamda çiniyi yiyecek ve içecek kabı olarak kullanır hale getirmiştir. Tabaklar yemek tabağı sürahiler ise su, şerbet vb. içecekler için kullanılmıştır. Ayrıca aksesuar amaçlı bir çok vazo ve objeler yapılmıştır. Tornada el becerisiyyle şekillendirilen modeller 1000 derecede pişirilir sonra tahrirlenir, boyanır ve sırçalanır. Daha sonra 900-950 derece arasında sırçalı pişim yapılır. Fırında pişim esnasında beyaz görünen tüm ürünler ateşin derecesine göre kırmızılaşır. Renkler ve beyazlık ancak bu şekilde ortaya çıkar. Şu an Osmanlı-İznik çinilerinin %90 gibi büyük bir oranı İngilterede British Müzesi, Victoria & Albert Müzesi, Paris'te Louvre Müzesi, Lizbonda Gülbenkiyan Müzesi ve Avrupa'da bir çok resmi ve özel kolleksiyonlarda bulunmaktadır.
Lalezar Çini olarak biz de uzun süren araştırmalarımız neticesinde elde etmiş olduğumuz %87 kuvarslı bir yapıyla üretimimizi sürdürmekteyiz. 01.07.2009 tarihinde yapmış olduğumuz çalışmalarımızla üretimimizi kurşunlu sır yerine borlu sır uygulayarak kullanıma uygun hale getirdik. Ürünlerimizin sıcak soğuk yiyecek ve içeceklerde kullanılmasında ayrıca bulaşık makinesinde yıkanmasında hiç bir sakınca bulunmamaktadır.







